MENÜ
İzmir 11°
Gündem Çeşme
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Duruşuna, kalemine saygı ile BEKİR ABİ
Atilla Köprülüoğlu
YAZARLAR
18 Ekim 2026 Pazar

Duruşuna, kalemine saygı ile BEKİR ABİ

 

Bu ülkenin en büyük köşe yazarlarındandı.

Doğru söylediği yazdığı için dokuz köyden kovuldu.

Doğruları söylemekten, yazmaktan asla vazgeçmedi.

Hiç yalan yazmadı!

Kalemini ne sattı, ne de kiraladı.

Tiyatro Yazarı ve Yönetmeni Haluk Işık Dostum'a "Bekir Coşkun ve bir cümle" dedim, yanıtı; "Bekir Coşkun olmak zordu, o yazısıyla yüreğiyle bunu hepimizden bir parçaya dönüştürdü." oldu.

Ne doğruydu...

 

****

Yine hazandı mevsim... Çanakkale'de yaptığımız Halk Arenası'ndan dönüyorduk. Ayvalık'a yaklaşırken, Soruşturmacı gazeteciliğin ustası Uğur Dündar, “Cunda'ya, Bekir Coşkun'a uğrayalım, onu görmeden buradan geçmeyelim” dedi. Evine gittiğimizde uyuyordu. Sevgili eşi Andree uyandırdı. Bizi görünce çocuklar gibi sevindi. Hemen koyu sohbete koyulduk. Ben, birlikte çalıştığımız Günaydın Gazetesi'ndeki yıllarımızdan söz ettim. Onunla simgeleşmiş "Dokuzuncu Köy" köşesinden de...

 

***

 

Sık sık ağrılarından yakınıyordu. Geceleri uyuyamamaktan... Denizi, filozofa benzettiği denizci dostlarını özlediğini, çok sevdiği kıyıda bağlı teknesini uzaktan seyretmeye kahrolduğunu da... Aşklarından köpeği "Postal", yanından hiç ayrılmıyordu. Onun da hasta olduğunu bir ayağının kesilebileceği olasılığına üzülüyordu. (Sonunda Postal da kanser oldu…Ön bacağını aldılar 2.5 yıl önce. Bekir Abi de yazdı: Şimdi ikimiz de iyiyiz…Onun üç ayağı var, birlikte geziyoruz… Sözleştik: Sen benim nefesim ol, ben de senin ayağın...)

 

***

 

Okurlarının onu sorduğunu, yazılarını özlediğini anımsattık bir ara. Ve sorduk; "Bir yazar bu kadar nasıl sevilirdi? Okurla böylesi sıkı ilişki nasıl kurulurdu?”

Yanıtı; "Çünkü; ben de onları sevdim. Tek istediğim; sıcak o elleri. Nerede olursa tanırım" olmuştu. Daha sonra portresine yer verdiğim Aşina Yüzler kitabımı gönderdiğimde okuyunca çok mutlu olmuştu telefonda. Fotoğrafını da göndermişti kitap elinde, "Gözlerinden ve yüreğinden öpüyorum. Bekir Abin" mesajıyla...

30 Eylül'deki son yazısı da şöyleydi Sözcü'de; "Yazı bilmem/ Yazarım yazı bilmem/ Bu yaz böyle geçti/ Gelecek yazı bilmem..."

 

***

 

Vicdanın sesiydi Aldılar Abi. 

Hayvanlara tutkuyla bağlıydı. Onlar da Bekir Coşkun’a.

Pako'yu nasıl unuturuz?

"Pako'ya Mektuplar" kitabında yazmıştı;

"İşte böyle Pako. Gördüğüm her kuş, tanıdığım her yaratık, peşinden baktığım her tavşan, sırtüstü uzanıp seyrettiğim her şahin beni büyüledi. Yüreğimde inanılmaz fırtınalar koptu. Artık âşıktım Pako. Dağlara, ormanlara, ağaçlara, derelere, taşlara, kayalara, dikenlere âşıktım. Sevgimin öyküsünü anlatıyorum sana… Bizler, bizi sevenleri gözlerinden tanırız… Onların yüreklerindeki sevgi, güzel yüzlerine yansır. Onların gözlerini gördüğümüz zaman sevinip çılgına dönmemiz ondandır… Bizler; kimimiz evlerde, kimimiz barınaklarda, kimimiz sokaklarda, kimimiz karanlık bir kuytuda yaşayabiliyorsak, tümünü, bizleri seven o iyi insanlara borçluyuz… Onlar iyi insanlar…”

 

***

 

Az yazardı, öz yazardı. Namusuyla gazetecilik yapanlar arasında ilk sıralardaydı. Mahkemelerde süründürüldü, asla af dilemedi.

Hoşgörüsü, mütevazlığı muhteşemdi.

İnsanlara, olaylara o kadar esnek ve anlayışla yaklaşırdı ki. Bir İnsanlık Ustasıydı!

Saygınlığı, ilkeli duruşu tartışılmazdı. Katıksız yurtseverdi, Cumhuriyetçi kimliği ön plandaydı.

"Anneler, babalar!

Her biriniz birer öğretmen olun, çocuklarınıza Atatürk’ü,  Cumhuriyet'i öğretin" derdi.

En çok okunan ve paylaşılan yazılarının birinde şöyle yazmıştı;

“Ben Atatürk’ü sevmeyenleri de sevmem.

O bir insan değildir bizler için.

Bir ilkedir, bir idealdir, bir rejimdir, bir ülkedir, özgürlüktür, bağımsızlıktır, medeniyettir.

Biz hepsine birden ‘Atatürk’ deriz. Bu yüzden dilimizden düşmez…"

 “Sevgiyi yok edenler dışında” bütün insanları, bütün canlıları sevmek gerektiğini düşünendi. "Yüreği kadar büyüktü" Bekir Abi. Toplumun da yüreği olmayı hak edecek kadar! 

 

****

 

Köşe yazılarından birinde yazmıştı bu satırları;

 

"Ayrılık mevsimidir bu aylar… Yazlıkçılar döndüler…

Kırlangıçlar Nil deltasına gitti… Bu aylarda renk çiçekten ayrılır… Güneş kumdan…

Menekşe kırmızıdan… 

Bahçeler çocuk seslerinden… Salkım asmadan…

Yaprak dalından… 

Bir boş salıncak, rüzgarla terasta sallanır…

 

?

 

Ayrılık mevsimidir bu aylar… 

Her sene bu aylarda ben 'ayrılık' yazımı yazarım… 

Her cümlenin sonuna noktalar, artı iki damla… 

Hüzün günleridir…

Yaş gözden ayrılır…

 

?

 

Küçük köpek kaç gündür arkadaşı çocuğu arıyor kumsalda… 

Arada bir koşuyor kendi kendine… Koşunca arkadaşı gelecek sanıyor…

Nereden bilsin… 

Bu mevsim ayrılık zamanıdır…

 

?

 

Dün gece ilk yağmur yağdı… Çatılarda tıkır tıkır…

Küçük gölcükler oluştu sokakta… Kediler saçak altlarına sığındılar… Bu sonbahar yağmurları, 

sanki doğanın ayrılıklara ağlayışıdır…

 

?

 

Yaz aşklarında bu günlerde tenler ayrılır… 

Ne çok giden olur… 

Ne çok el sallanır bu mevsimde… O ne çok vedadır… 

Bu mevsimde ne çok “Beni unutma!..” vardır…

 

?

 

Ayrılık mevsimidir bu aylar… Aklında bir hüzzam şarkı… 

Bir de ayrılıkların sızısı kalır…

“Bütün kuşlar vefasız, mevsim artık sonbahar…”

 

****

İşte "ayrılık mevsiminde, bir hazan günü “Eyvallah” dedi, gitti Bekir Abi.

Asla unutulmazsın, yerin dolmaz Bekir Abi!..

“Kimi gittikçe kalır/ kimi kaldıkça gider” der ya Özdemir Asaf.

Sen, hep yüreğimizde kalacaksın. Saygıyla, sevgiyle, rahmetle...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gündem Çeşme