MENÜ
İzmir
Gündem Çeşme
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Alaçatı’nın Gönül Ustaları
Ömer Önal
YAZARLAR
19 Şubat 2026 Perşembe

Alaçatı’nın Gönül Ustaları

 

  Bazı insanlar vardır; yaşadıkları yere yalnızca ayak basmaz, oraya ruhlarını da bırakırlar. Onlar bir kasabada yaşamaz, o kasabanın hafızası hâline gelirler. Alaçatı’nın geçmişini düşününce, bu hafızanın en sıcak köşelerinden birinde Tevfik Çakır durur.

  Tevfik Çakır, Alaçatı’nın zamanının en yakışıklı delikanlılarından biriydi. Ailesi tütün işleriyle uğraşırdı. O yıllarda tütün yalnızca bir geçim yolu değil; sabrı, emeği ve paylaşmayı öğreten bir hayat biçimiydi. Evlerin önünde dizilen tütünler, edilen sohbetler ve söylenen şarkılar, bugünün aceleci dünyasında neredeyse kaybolmuş bir insani ritmi temsil ederdi.

  Annesi Fatma abla, tütün dizerken söylediği şarkılarla bu ritmin sesi olurdu. Güzel bir sesi vardı; fakat asıl güzellik, o sesin taşıdığı içtenlikti. İnsan onu dinlerken hayatın yükünün hafiflediğini hissederdi. Belki de sanat dediğimiz şey tam olarak buydu: Gündelik hayatın içinden süzülen bir teselli.

  Bu evde büyüyen çocuklar da bu iklimden nasibini aldı. Kızı Gülşen, annesinin şarkılarından ilham alarak Türk Sanat Müziği sanatçısı oldu. Sesi radyolardan yayıldı, bilmediği evlerin içine misafir oldu. Kardeşi Hayriye abla ise annesiyle birlikte hem çalıştı hem şarkı söyledi. Bu ailede emekle sanat, alın teriyle estetik yan yana yürürdü. En önemlisi de aralarındaki sevgi ve saygıydı; açık fikirli, demokrat ve insanı merkeze alan bir duruşları vardı.

  Tevfik abi ise esprisiyle, muhabbetiyle çevresindekilerin gönlünü kazanan bir insandı. Ben bir dönem terzi çırağıyken, aramızdaki yaş farkına rağmen bana her zaman bir ağabey gibi yaklaştı. Büyükannemle sohbet ederken terzilikle ilgili anlattıklarımı ertesi gün dükkâna gelip tatlı tatlı ti’ye alırdı. O şakalar, insanın varlığının fark edildiğini hissettiren küçük ama kıymetli dokunuşlardı.

  Zaman değişti, tütün işleri bitti. Hayat başka yönlere aktı. Tevfik abinin ağabeyi Erdoğan abi uzun yıllar inşaat ustalığı yaptı; Erdoğan abisiyle birlikte çalıştılar. Emek, dostluk ve muhabbet, mesleklerin ve yılların ötesinde bir bağ kurdu aralarında.

  Sonra hayat, herkes gibi Tevfik abiyi de sınadı. Önce eşini, ardından kızını kaybetti. Acı, insanın içini sessizce oyar. Kimi insan bu oyukta kaybolur, kimi ise oradan yeni bir anlam çıkarır. Tevfik abi, acıya rağmen hayata tutunmayı seçenlerdendi.

  Oğlu Ersen’le birlikte evinin bahçesinde bir restoran açtılar. Burası yalnızca yemek yenilen bir mekân değil; emeğin, direncin ve yeniden ayağa kalkmanın sembolü oldu. Ersen’in mesleki birikimiyle büyüyen bu yer, zamanla dünyanın dikkatini çekti. Ama benim için asıl değeri, hâlâ bir çayın, bir kahvenin etrafında kurulan samimi sohbetlerdir.

  Bugün Tevfik abi hâlâ çalışıyor. Hâlâ dükkânının önünden geçenleri çağırıyor, hâlâ muhabbetiyle insanın içini ısıtıyor. Çünkü bazı insanlar emekli olmaz; onlar yaşadıkları yere kök salar.

Tevfik abi, sen çok yaşa. O güzel yüreğinle, o derin sohbetlerinle Alaçatı’nın sana hâlâ ihtiyacı var.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gündem Çeşme