8 Yaşındaki Doğa'dan Etkileyici Piyano Resitali
Alaçatı Ot Festivali'nde Adalet vurgusu!
SIRADIŞI ÇOCUKLAR GÖNÜLLERİ FETHETTİ
Alaçatı Ot Festivali'nde halk konserleri ertelendi!
Denizhan Güzel
Alaçatı Kitap Günleri kapsamında düzenlenen “Yerel Yazar Söyleşileri”, Alaçatı’nın tarihine, kültürel belleğine ve toplumsal dönüşümüne ışık tuttu. Yaahane Art’ta gerçekleştirilen etkinlikte, Alaçatı’nın tek kitabevi sahibi ve bölgenin simge isimlerinden Ömer Önal, edebiyat dünyasının usta kalemi Aziz Nesin ile yaşadığı unutulmaz anıları ve yazarın Alaçatı’daki son saatlerini anlattı.
Hayat hikâyesini “iğneden ipliğe” sözleriyle özetleyen Önal, 1964 yılında Germiyan İlkokulu’nu bitirdikten sonra, annesinin imam ya da öğretmen olma isteğine rağmen terziliği seçtiğini söyledi. Çocuk yaşlarda terziliğe duyduğu ilgiyi anlatan Önal, sünnet kıyafetleri dikilirken duyduğu ütü kokusunun hayatını değiştirdiğini belirterek, “Ben terzi olmak istiyorum dedim” sözleriyle mesleğe başlangıcını anlattı.
Alaçatı’da yıllarca terzilik yapan Önal, dönemin önemli ustalarının yanında çıraklık ve kalfalık yaptığını, askerlik dönüşü kendi dükkânını açarak uzun yıllar mesleğini sürdürdüğünü ifade etti. Terzi dükkânının yalnızca bir iş yeri değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal buluşma noktalarından biri olduğunu söyleyen Önal, “Benim dükkânım terzi dükkânından çok seçim bürosu gibiydi” diyerek dönemin siyasi hayatına da değindi.
Mesleğinin en yoğun dönemlerinde çocuklarının okul kitaplarını kapladığı sırada duyduğu kitap kokusunun hayatında yeni bir kapı açtığını anlatan Önal, Alaçatı’daki kitap eksikliğini fark ederek kasabanın ilk kitabevini açmaya karar verdiğini söyledi.
Söyleşide Alaçatı’nın geçmişine dair anılarını da paylaşan Önal, kasabanın eski sosyal yaşamını, kültürel dayanışmasını ve zaman içindeki değişimini samimi anlatımlarla aktardı.
Söyleşinin en dikkat çekici bölümü ise Aziz Nesin anıları oldu. Aziz Nesin’i Alaçatı’ya davet ettiği süreci anlatan Önal, ünlü yazarın kendisini telefonla aradığı anı hâlâ unutamadığını söyledi. “Telefonda ‘Ben Aziz Nesin’ deyince heyecandan telefon elimden düştü” diyen Önal, salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.
Aziz Nesin’in Alaçatı’ya gelmeden önce mütevazı bir yerde konaklamak istediğini anlatan Önal, imza günü hazırlıkları için afişlerin o dönem elle yazıldığını söyledi. Aziz Nesin’in Alaçatı’daki son imza gününün kasabanın kültürel tarihinde unutulmaz bir yere sahip olduğunu belirten Önal, ustanın hayatını kaybettiği geceye dair anılarını da katılımcılarla paylaştı.
Yaahane Art’ta gerçekleştirilen etkinlikte Sosyolog Engin Önen, “Öyküleriyle Alaçatı’nın Dönüşümü” başlıklı söyleşisiyle katılımcıları Alaçatı’nın geçmişine uzanan sosyolojik bir yolculuğa çıkardı.
Önen, Alaçatı’nın tarih boyunca yalnızca isim değiştirmediğini, aynı zamanda farklı toplulukların yaşadığı, defalarca nüfus değişimi yaşamış “kesintili bir tarihe” sahip olduğunu söyledi. Tarihsel süreçte Alacaat, Alasata ve Alaçatı isimlerinin kullanıldığını belirten Önen, bu üç dönemin aynı zamanda bölgenin sosyal yapısındaki büyük değişimleri temsil ettiğini anlattı.
Aydınoğulları döneminde Türkmen topluluklarının yerleştiği “Alacaat” evresinden, 19. yüzyılda bağcılığın gelişmesiyle Rum nüfusun yoğunlaştığı “Alasata” dönemine ve mübadele sonrası Balkan muhacirlerinin yerleştiği bugünkü Alaçatı’ya uzanan dönüşüm detaylı örneklerle aktarıldı.
Söyleşide, Alaçatı’nın bataklık bir alandan üzüm üretimi ve bağcılıkla öne çıkan zengin bir ticaret merkezine dönüşme hikâyesi de ele alındı. Hacı Memiş’in adalardan getirdiği Rum nüfusun bölgedeki ekonomik ve sosyal yapının değişiminde etkili olduğunu anlatan Önen, Alaçatı’nın bir dönem “üzümü ve papazı bol” bir kasaba olarak anıldığını ifade etti.
Önen ayrıca, bugün Pazaryeri Camii olarak kullanılan eski kilisenin yapım sürecine dair dikkat çekici bir hikâyeyi de paylaştı. Osmanlı dönemindeki imar kurallarını aşmak isteyen bir kaptanın, mühürlü ölçü iplerini ustalıkla uzatarak yapının planlanandan daha büyük inşa edilmesini sağladığını anlattı.
Mübadele dönemine ilişkin insan hikâyelerine de değinen Önen, Balkanlar’dan gelen muhacirlerin bölgeye uyum sağlama sürecinde büyük zorluklar yaşadığını söyledi. Rumlardan kalan evlere yerleşen göçmenlerin, evlerde buldukları kıyafetleri kullanmak zorunda kaldığını anlatan Önen’in paylaştığı anekdotlar salonda ilgiyle dinlendi.
Önen, Alaçatı’nın turizme açılma süreci, kozmopolit kimliği ve Ege kültürüyle şekillenen dönüşümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bölgedeki göç hareketlerinin ve mübadele sürecinin Alaçatı’nın sosyal yapısını belirleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.
Söyleşinin son bölümünde Alaçatı’nın günümüzde yaşadığı dönüşümü değerlendiren Önen, kamusal alanların giderek ticarileştiğini belirterek kent belleğinin korunması gerektiğine dikkat çekti. Eski belediye binasının bir “Mübadele ve Anı Evi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan Önen, plansız dönüşümün yerel kimliği zayıflattığını ifade etti.
Yerel Yazar Söyleşileri kapsamında ayrıca Gökçen Adar “Yaşamımızda İlklerin Önemi”, Ömer Önal “Alaçatı’da Kitapçı Olmak” ve Nurdan Aladağ ise “Her Kitap Bir İnsan ve Bir Dünyadır” başlıklı söyleşileriyle okurlarla buluştu.






Sayfa başına git